Ercuva yaylası Çocuk Kampı | 18-19 Mayıs 2013

Kendimiz ve çocuklarımız için 2 günü daha çaldık bu haftasonu. Ercuva yaylasına kampa gittik. Güneş ile çam tozu arasında seçim yaparak ormanın kıyısına ağaçların gölgesine sığınarak kampımızı kurduk. Çadırlardan önce çayların demlendiğini gözlemledim. Bu artık tecrübe arttı ve kaygılar azaldı anlamına geliyor sanki. Aramızda kampı ilk kez deneyimleyen az kişi vardı. Önceki kamplardan edindikleri tecrübelerle malzemeler alınmış, gözlemler yapılmış bu gözlem ve özellikler üzerine muhabbetler koyu hal almıştı.

Buluşma yerimizde çaylar eşliğinde tanıştıktan sonra kısa bir çevre turu attık.

Ağaçevleri gezdikten sonra derenin karşı kıyısında karşıya yani arabaların olduğu kısma geçmek için yer bulamayınca salıncak seçeneğini devreye aldık. İki yaka arasında konumlandıktan sonra karşı kıyıya tüm çocukları uzun bir iple alınan salıncak aracılığı ile geçirdik. Tüm çocuklar bunu deneyimlemek için yarıştı diyebilirim. Bizim dizlerimiz biraz titredi açık söylemek lazım.

Ama herkesi karşıya geçirdikten sonra rahatlamıştık.

Yaylaya 1 saat içinde çıktık. İnönü yaylasında sonra yol biraz bozuktu. Arabaların altı biraz sürtse de herkesin yüzü gülüyordu. İlk hazırlıkları bitirip hemen çevre keşfine başladık. İlk rotamız başlangıçta Çilekli denen köye zannettiğimiz bir yön idi. Sonradan anladık ki yönümüz yanlışmış. Sulak bir bölgede tohum ekimi yaptık. Çocuklar babalarına nasıl yapılması gerektiği konusuda ders verdiğini gözlemledik.  Bu sırada babalar boş durmuyordu. Kendilerine verilen bir görev vardı. Çocuklardan en az 2 tanesini hasta gibi uzun süre taşıyacak bir araba yapmaları gerekiyordu. Uzaktan gözlemlediğim çok özveri ile mühendislik planlamalarını yapıyor oldukları idi. Tohum ekimi bitince yanlarına vardık. Senaryoyu çocuklara anlattıktan sonra testler başladı. Arabamızın tüm çocuklar denemeden kırılmasını istemiyorduk.  Hepsi denedikten sonra stres testi yaptık ve gerçekten herkesi taşıdı. Ama artık motor gücü bitmişti. Kamp geri dönüp akşam hazırlıklarımızı yaptık.

Akşam yemeği hazırlıkları ve cemil Seyis babanın refakatinde gece yürüyüşü yapıldı. Ateş muhabbetleri yine çok keyifli oldu. Yıldızlar alabildiğine gökyüzünde, keyifler çakırdı.

Sabah enerji depolamış çocukların sesleri ile uyandı. Kahvaltı sonrası bu sefer görevimiz ormanda kaybolmaktı. Kayboldukta. 3 saate yakın orman yürüyüşünden sonra kampa dönüp toparlanmaya başladık.

Toplanma bitince istekli olanlarla çilekli keşfi yaptık. Ardından pamukova üzerinde dönüşe geçmiştik ki kiraz ağacı tarlası ile karşılaştık. Kendi kirazlarımızı toplayıp 3 tl fiyata satın aldık. Fiyatı özellikle yazdım. Aynı sırada istanbul’da 10-12 lira etiketi olan bir meyve. Bu sebeple gördüğüm kiraz alma rekorları kırıldı. Dönüş sonrası erine sordum.

-kamp nasıl geçti sence. Eğlendinmi
-Evet çok eğlendim.
-Ara sıra arkadaşlarınla sorunlar çıktı galiba ama.
-Babaaa sorun değil onlar. Birşey  söyliimmi gerçekten sorun değil onlar..
-Smile

Tabii ben bütün olan olaylara şahit olamadım. Olanlar yazı yada yorum olarak buraya eklerini yaparlar. Çocuklarımız da gelecekte bunları keyifle okurlar..

Bir daha ki kampta görüşmek üzere

Alpay oğuş

2 yorum

Yorum Ekle