Kampa gidelim mi baba ile Haziran ayında gittiğimiz ilk kamp denememizden yağmur ve soğuğa rağmen biz ve çocuklar çok memnun kalınca ve biz de ilk denemenin acemiliğini yaşayıp kamp hayatı ile ilgili tecrübe kazanınca ikinci kamp macerası için cesaretlendik. Bu cesaretle kız kardeşim ve ailesini de Ankara’dan Kocayayla kampına katılmaya ikna ettim!

Kamp için hazırlıklara bir hafta öncesinden başladık. Çocuklar çoğunlukla kampta yapacakları aktiviteler ile ilgili malzeme toplarken biz temel ihtiyaçlar için hazırlık yaptık. Masamızı, sandalyelerimizi, kamp ocağımızı, kalın kıyafetlerimizi, yiyeceklerimizi (bu sefer sucukları unutmadık!) ve aktivite materyallerimizi alarak sabah erkenden buluşma yerine gitmek için yola çıktık. Buluşma yerine vardığımızda katılımcı aile dolayısıyla çocuk sayısındaki fazlalığı görünce çok sevindik. Çocuklar hemen oracıkta kaynaşmaya başladı. Yaylaya çıkan yol çok çetindi. Sadece dozer tarafından vurulup bırakıldığını tahmin ettiğimiz yolda arkamızdaki aracı kollayarak konvoy halinde yol aldık. Kamp yerine vardığımızda gördüğümüz manzara arabamızın üzerindeki tüm toza değdi diye düşündüm. Çadırları kuracağımız alanı belirleyince hemen işe koyulduk. Çocukların da katkısıyla çadırı kolayca kurduk. Bizimle aynı model bir çadırı kurmaya çalışan ilk tecrübesini yaşayan bir aileye yardım bile ettik. Ne de olsa 1 kamp fazla tecrübe sahibiydik!

İlk yürüyüş için toplandığımızda Yavuz ve Alp kendi sırt çantalarında kendi ihtiyaçlarını taşıyorlardı. Alp babasının kendisi için aldığı batona sahip çıkmıştı bile! Batonu tüm kamp boyunca elinden hiç bırakmadı! Her kampa gidelim mi baba kampında olduğu gibi çocuklara grubun liderliği verildi. Aileler olarak biraz geriden onları takip etmeye başladık. Çocuklar aldıkları yol tarifini öyle güzel takip ediyorlardı ki sanki hepsi kırk yıllık dağcı gibiydi! Her adımda ön gruptaki coşku daha da artıyordu. Bir ara ana yoldan çıkıp macera yaşayalım diye konuşmuşlar. Kendimizi ormanın içinde yol açarken bulduk! Hani balta girmemiş ormanlar derler ya aynen o hesap. Yavuz 11 yaşında olmanın verdiği özgüven ile tek başına yol alırken babası 7 yaşındaki Alp’i yakın markaja aldı. Bu da benim içimi anne olarak epey bir rahatlattı doğrusu. 6 km’lik parkur boyunca çocuklardan hiçbir şikâyet gelmemesi oldukça şaşırtıcıydı doğrusu. Aksine, yol ne kadar sarpa sararsa o kadar eğleniyorlardı. Orman içinde bulduğumuz böğürtlenleri afiyetle yerken bol bol fotoğraf ve video çekme fırsatı bulduk. Ormanda yetişen bitkiler hakkında konuştuk. Kurt gibi acıkan gençleri kamp alanında ana yemek ile sakinleştirdikten sonra çubuğa geçirdiğimiz sucuk ve sosisleri pişirdik.

Kamp ateşi etrafında toplanan gençler birbirlerine korku hikâyeleri anlattıklarını iddia ettiler ama gelen gülüşmelerden daha çok fıkra anlatıyorlarmış gibi geldi bize. Gece yürüyüşü vakti geldiğinde tabii tüm çocuklar en ön saflara yerleşti. Karşımıza ayı çıkar mı acaba sohbeti üzerine çocuklara vahşi hayvanlardan nasıl korunabilecekleri konusunda minik bir ders veren kamp destekçimize müthiş ayı taklidim ile çocukları korkutmaya çalışarak destek verdim. Tüm ışıkları kapatıp gökyüzüne baktığımda müthiş bir manzara ile karşılaştım. Daha önce pek çok kez şehir ışıklarından uzakta gökyüzüne bakmıştım ama bu seferki bir başkaydı sanki. Gözümüzü yıldızlardan almadan uzun uzun yıldızları seyrettik ve ilk günü noktaladık. Gece oldukça sakin geçti. Çadırımızdaki herkes sabaha kadar deliksiz uyudu.

Güzel bir sabah kahvaltısının ardından ikinci gün yürüyüşü vakti geldiğinde çocuklar hep bir ağızdan maceralı yol diye bağırınca kendimizi yine ormanın içinde bulduk. İlk günün tecrübesi ile hem çocuklar daha rahattı hem de biz. Ormanda yol bulma konusunda hem teknolojiden hem de hislerimizden yararlandık diyebilirim. Daha önceden işaretlenen ağaçları kesen ormancılara rastlamak ve ormanın korunması için neler yaptıklarını öğrenmek çocukların baya ilgisini çekti. Traktörün arkasında çektiği iki büyük kütük üzerinde seyahat edebilir miyiz acaba diye açılan sohbeti hızlıca kapattıktan sonra yolumuza devam ettik. Bol bol böğürtlen yemeye devam ettiğimiz bu yürüyüşte 2 aylık bir çoban köpeği yavrusunu severek, orman içindeki sesleri dinleyip ayırt etmeye çalışarak tamamladık.

Kampa döndüğümüzde yemeğimizi yedik ve yine ailece iş birliği yaparak çadırımızı topladık. Kamp boyunca minimum atık çıkarma politikamızın işe yaramış olduğunu gördük. Kamp alanında ve çevrede hiç atık bırakmayarak kampımızı tamamladık. Ablam ve ailesinin de kamptan çok memnun kalması ile ben de bir oh çektim. Nede olsa ben sürüklemiştim onları bu maceraya (Onlar da çok gönüllüymüş ya neyse)

Teşekkürler kampa gidelim mi baba ailesi. Yeniden görüşmek üzere!

Senem Şentürk Lüle

Kategori Gittik

Herhalde bu kampta aklımızda en çok kalan manzara, mevsim itibarı ile yaşadığımız ani hava değişikliklerine istinaden oluşan sisli hava geçişleri idi. Herkesi hayrete bırakacak derecede hızlı ilerleyen ve bir anda göz gözü göremeyecek seviyeye ulaşan ve yine aynı hızda dağılan bu muhteşem doğa olayını deneyimleme şansımız oldu. Yürüyüş yollarımızın ufkundaki puslu ve gizemli rotalar, bizi ormana daha da ait hissettiriyor. Tüm kış boyunca kar suları ve yağmurlarla yıkanan toprağın kokusununu içimize çekerek ormanın derinliklerine doğru ilerliyoruz. Rakım itibarı ile yüksek bir bölgede olduğumuzdan henüz yaz sıcağını hissetmediğimiz tatlı bir bahar havası hakim.

Orman elbette ki şehir hayatımızdaki sokaklar, caddeler gibi engebesiz değil...İnişler, çıkışlar, çukurlar mevcut ve dümdüz yollarda yürümeye alışkın çocuklarımız ormanda koşmaya başlayınca ilk etapta bir takım ufak tökezlemeler oluyor haliyle... Ailelerin bu anlardaki davranış şekilleri, çocukların karşılaştıkları problemleri çözme yetilerinin gelişmesi açısından oldukça önemli oluyor. Aileden müdahale görmeyen çocuk, bir bakmışsınız elinde bir sopa ile dengesini kendi kendine sağlamayı öğrenivermiş. Hatta birbirlerinin elindeki sopaları gören tüm çocuklara bu deneyimler hızlıca yayılıveriyor. Bu tip küçük görünen tecrübeler, gelecekte çözüm üretme becerilerini destekleyecek. Dolayısıyla tüm keşiflerine ve icatlarına açığız, ebeveyn olarak tek sorumluluğumuz tehlikeli gördüğümüz durumlarda yaralanmamaları için önlem almak olmalı.

Yağmur sularının açtığı arklara dolan sular, irili ufaklı dereler oluşturmuş ve düzlük içerisinde kıvrılarak ilerliyor. Zaman zaman üzerlerinden atlıyoruz, bazen de bir kütük veya taşlarla köprüler yaparak karşıya geçmenin yollarını arıyoruz. Zaman zaman sis ormanın içinde de bizi takip ediyor ve hiçbir su birikintisini pas geçmeden :) Hera Yaylası'na ulaşıyoruz. Burası biraz daha engebeli ve düzlüğü az olan bir yayla, o yüzden kalabalık çadırlı gruplar için kamp atmaya pek elverişli değil. Dönüş yolunda ekip liderlerimiz değişiyor ve kamp alanına bizi götürmek için yol tartışmaları başlıyor. Tekrar arttırıldığında çocukların yön duyguları ve yürüyüş yollarındaki zorlukları aşma ve engellere karşı çözüm üretme yetenekleri gelişiyor. Seneden seneye çocuklardaki değişiklikleri gözlemleyebiliyoruz, eminim bu farklılaşmalar ve paylaşımlar normal yaşantılarında da belirgin farklar yaratıyor. Doğaya düzenli çıkan çocuklardaki bu değişiklikleri gözlemlemek ve bir şekilde buna vesile olmak da bizleri mutlu ediyor.

Dönüş yolu yarı orman içi yarı patika...Kamp alanına yaklaştığımıza eminiz ancak kampı görmek mümkün değil, zira sis yine gizemli perdesi ile bütün yaylayı doldurmuş vaziyette. Kısa bir mola veriyoruz ve bu sırada sis yavaş yavaş dağılıyor. Çadırlar gözükmeye başladı bile...

Doğa kalemsiz, kitapsız öğretir. Öğrenmek ve eğlenmek isteyen herkesi bağrına basar. Kendinizi ne kadar teslim ederseniz, o kadar kucaklar ve korur sizi...Çocuklar da bu etkileşimin gayet farkında olduklarından her zaman tabiattan fazlasıyla etkilenirler. Heyecanları ve mutlulukları gözlerinden okunur. Zaten bundan daha önemli olan ne var ki hayatlarımızda?

Tekrar görüşene dek sağlıcakla kalın,

Volkan Üstün

Kategori Gittik

Kamp duyurusunu yaptığımız andan itibaren sizden gelen sorular arasında son zamanlarda en çok sorulan şey "Araçlarımızı kamp alanına uzak olacak mı?"... En büyük çekincemiz yürümek ve hareket etmek olunca, piknik yerine kamp organizasyonuna geldiğimizi bir anda unutuveriyoruz.

Düzenlediğimiz kamplarda çocuklarımıza da belli görevler vererek sorumluluk almalarını sağlarız. Aracımızı kamp alanından görece uzağa park etmemizin arkasında belli gayeler vardır. Taşıyabilecekleri kamp malzemelerini paylaşarak kamp alanına taşımak, çadır kurulumuna yardımcı olmak hem onlara sorumluluk yükler hem de alışık olmadıkları doğal ortama adapte olmaları için yeterli vakti yaratır. Ayrıca yürüyüş öncesi kısa mesafeli egzersiz yapmış olurlar. Tabi malzeme miktarına göre bu egzersizin süresi uzayabilir ancak bunu da dengelemek sizin elinizde :) Tekrar sayısı arttıkça hazırlanmada ustalaşacak ve bir süre sonra size yetecek optimum malzeme ile hazırlanıyor olacaksınız.

Park yerinin uzak olmasının doğaya direk faydaları da vardır elbet...Kamp yaptığımız bölgeler genellikle oradaki çiftlik hayvanlarının otlak alanlarını ve ekosistemdeki diğer küçük canlıların barınma alanlarını oluştururlar. Yani bir nevi onların evlerine misafir oluyoruz diye düşünebilirsiniz. Yaylalarda uzun zamanlar içerisinde doğal oluşum sonucu meydana gelen endemik bitki örtüsüne, yüksek tonajlı araçlarımız ile zarar vermek doğru bir davranış olmasa gerek...Bu yüzden bu konuda aşırı duyarlıyız.

Bir de önemli başka bir konu; çocuklarımızı cesaretlendirmek yerine kurduğumuz olumsuz cümleleri evde bırakmamız gerekliliğidir. Yapamayacakları şeyleri dile getirmek yerine susmak ve işi oluruna bırakmak daha faydalıdır. En çok işittiklerimiz;

"Ne kadar yürüyeceğiz, çocuklar yürüyebilir mi ki ?"
"Aman çocuğum ayağını çamura basma başka yedeğimiz yok"
"Şu yokuşun başında omzuma alacağım seni"
"Aman dikkat et o kütük üzerinde ayağa kalkma, kayıp düşersin"

Olumsuz öğelerle şartlanma, çocuklarımızın kendini keşfini ve yeni yaşayacağı deneyimlere karşı direncini azaltır. Ancak bunun tersi, teşvik edici davranış şekilleri onları daha çok cesaretlendirirken, sınırlarının ötesine geçmelerini ve hayata karşı mukavemetlerini güçlendirir. Bunun örneklerini kamplarda defalarca gözlemliyoruz. Örneğin, ilk kez kampa geldiğinde yürümeyi bile beceremeyen sürekli tökezleyen çocuklar, bir iki deneyimden sonra en iyi yürüyüşçüler olup rotaları rahatça katediyor ve geçirdiği zamandan zevk almaya başlıyor. Ormanda bulduğumuz bir kütük üzerinde dakikalarca denge oyunları oynayabiliyorlar.

Farkındalıklarımızı geliştirerek çocuklarımızı daha iyi gözlemlediğimiz, daha çok eğlenmelerini sağladığımız nice kamplarda görüşmek dileğiyle,

Volkan Üstün.

Kategori Gittik

Bilecik Kurşunlu köyünde Kerpiç Köy Evlerine Çoluk Çocuk kampa gidiyoruz. Köy yaşamına ortak olup hayatlarına tanıklık edeceğiz. Ekmek, peynir yapmayı öğrenecek hasır, patik öreceğiz, köy ilerinin ucundan tutacağız. Köylüler bizleri misafir etmek için kerpiç evlerinde odalar hazırladılar. Odalarda odun sobası ile ısınacak, yemek için ev sahibimizin sofrasına oturacağız. Bolca muhabbet edecek, köy okulunda soba yakacağız. Köyün çocukları ne yapıyorsa biz de onu yapacağız.

Bilecik Kurşunlu köyünde Kerpiç Köy Evlerine Çoluk Çocuk kampa gidiyoruz. Köy yaşamına ortak olup hayatlarına tanıklık edeceğiz. Ekmek, peynir yapmayı öğrenecek hasır, patik öreceğiz, köy ilerinin ucundan tutacağız. Köylüler bizleri misafir etmek için kerpiç evlerinde odalar hazırladılar. Odalarda odun sobası ile ısınacak, yemek için ev sahibimizin sofrasına oturacağız. Bolca muhabbet edecek, köy okulunda soba yakacağız. Köyün çocukları ne yapıyorsa biz de onu yapacağız.

Bilecik Kurşunlu köyünde Kerpiç Köy Evlerine Çoluk Çocuk kampa gidiyoruz. Köy yaşamına ortak olup hayatlarına tanıklık edeceğiz. Ekmek, peynir yapmayı öğrenecek hasır, patik öreceğiz, köy ilerinin ucundan tutacağız. Köylüler bizleri misafir etmek için kerpiç evlerinde odalar hazırladılar. Odalarda odun sobası ile ısınacak, yemek için ev sahibimizin sofrasına oturacağız. Bolca muhabbet edecek, köy okulunda soba yakacağız. Köyün çocukları ne yapıyorsa biz de onu yapacağız.

Bilecik Kurşunlu köyünde Kerpiç Köy Evlerine Çoluk Çocuk kampa gidiyoruz. Köy yaşamına ortak olup hayatlarına tanıklık edeceğiz. Ekmek, peynir yapmayı öğrenecek hasır, patik öreceğiz, köy ilerinin ucundan tutacağız. Köylüler bizleri misafir etmek için kerpiç evlerinde odalar hazırladılar. Odalarda odun sobası ile ısınacak, yemek için ev sahibimizin sofrasına oturacağız. Bolca muhabbet edecek, köy okulunda soba yakacağız. Köyün çocukları ne yapıyorsa biz de onu yapacağız.

İstanbul'a 30 km mesafede Öğümce köyünde Kampagidelimmibaba aileleri tarafından kurulmuş Permakamp Öğümce Yerleşkesine çoluk, çocuk kampa gidiyoruz sen de gelmek istermisin. Toplum destekli Ortak Yaşam Alanı olan yerleşkede özgür, ekolojik, bol muhabbetli, topraklı, tamiratlı bir haftasonu geçireceğiz. Belkide hayalini kurduğun gelecekte kuracağın çiftlik için de bolca tecrübe aktaracağız.

Kamplar genellikle Doğa farkındalığını arttırıcı tekrarı çoğaltmak ve böylelikle doğa bilincini kalıcı olarak içselleştirmek amacını taşımaktadır. Bu sebeple bolça yürüyüş, kaybolma, hikaye, masal, gözlem, böcek, yağmur, sis, soğuk, sıcak, su, güneş, çamur, vs ne varsa, kısmetimize ne çıkıyorsa olduğu gibi karşılamak, dayanışmak, yardımlaşmak, eğlenmek amacındayız.

Kategori haftasonu

İstanbul'a 30 km mesafede Öğümce köyünde Kampagidelimmibaba aileleri tarafından kurulmuş Permakamp Öğümce Yerleşkesine çoluk, çocuk kampa gidiyoruz sen de gelmek istermisin. Toplum destekli Ortak Yaşam Alanı olan yerleşkede özgür, ekolojik, bol muhabbetli, topraklı, tamiratlı bir haftasonu geçireceğiz. Belkide hayalini kurduğun gelecekte kuracağın çiftlik için de bolca tecrübe aktaracağız.

Kamplar genellikle Doğa farkındalığını arttırıcı tekrarı çoğaltmak ve böylelikle doğa bilincini kalıcı olarak içselleştirmek amacını taşımaktadır. Bu sebeple bolça yürüyüş, kaybolma, hikaye, masal, gözlem, böcek, yağmur, sis, soğuk, sıcak, su, güneş, çamur, vs ne varsa, kısmetimize ne çıkıyorsa olduğu gibi karşılamak, dayanışmak, yardımlaşmak, eğlenmek amacındayız.

Kategori haftasonu

İstanbul'a 30 km mesafede Öğümce köyünde Kampagidelimmibaba aileleri tarafından kurulmuş Permakamp Öğümce Yerleşkesine çoluk, çocuk kampa gidiyoruz sen de gelmek istermisin. Toplum destekli Ortak Yaşam Alanı olan yerleşkede özgür, ekolojik, bol muhabbetli, topraklı, tamiratlı bir haftasonu geçireceğiz. Belkide hayalini kurduğun gelecekte kuracağın çiftlik için de bolca tecrübe aktaracağız.

Kamplar genellikle Doğa farkındalığını arttırıcı tekrarı çoğaltmak ve böylelikle doğa bilincini kalıcı olarak içselleştirmek amacını taşımaktadır. Bu sebeple bolça yürüyüş, kaybolma, hikaye, masal, gözlem, böcek, yağmur, sis, soğuk, sıcak, su, güneş, çamur, vs ne varsa, kısmetimize ne çıkıyorsa olduğu gibi karşılamak, dayanışmak, yardımlaşmak, eğlenmek amacındayız.

Kategori haftasonu
Sayfa 1 / 12