20-21 Temmuz Sinekli Yaylası Çocuk Kampı Güncesi

Kamp duyurusunu yaptığımız andan itibaren sizden gelen sorular arasında son zamanlarda en çok sorulan şey "Araçlarımızı kamp alanına uzak olacak mı?"... En büyük çekincemiz yürümek ve hareket etmek olunca, piknik yerine kamp organizasyonuna geldiğimizi bir anda unutuveriyoruz.

Düzenlediğimiz kamplarda çocuklarımıza da belli görevler vererek sorumluluk almalarını sağlarız. Aracımızı kamp alanından görece uzağa park etmemizin arkasında belli gayeler vardır. Taşıyabilecekleri kamp malzemelerini paylaşarak kamp alanına taşımak, çadır kurulumuna yardımcı olmak hem onlara sorumluluk yükler hem de alışık olmadıkları doğal ortama adapte olmaları için yeterli vakti yaratır. Ayrıca yürüyüş öncesi kısa mesafeli egzersiz yapmış olurlar. Tabi malzeme miktarına göre bu egzersizin süresi uzayabilir ancak bunu da dengelemek sizin elinizde :) Tekrar sayısı arttıkça hazırlanmada ustalaşacak ve bir süre sonra size yetecek optimum malzeme ile hazırlanıyor olacaksınız.

Park yerinin uzak olmasının doğaya direk faydaları da vardır elbet...Kamp yaptığımız bölgeler genellikle oradaki çiftlik hayvanlarının otlak alanlarını ve ekosistemdeki diğer küçük canlıların barınma alanlarını oluştururlar. Yani bir nevi onların evlerine misafir oluyoruz diye düşünebilirsiniz. Yaylalarda uzun zamanlar içerisinde doğal oluşum sonucu meydana gelen endemik bitki örtüsüne, yüksek tonajlı araçlarımız ile zarar vermek doğru bir davranış olmasa gerek...Bu yüzden bu konuda aşırı duyarlıyız.

Bir de önemli başka bir konu; çocuklarımızı cesaretlendirmek yerine kurduğumuz olumsuz cümleleri evde bırakmamız gerekliliğidir. Yapamayacakları şeyleri dile getirmek yerine susmak ve işi oluruna bırakmak daha faydalıdır. En çok işittiklerimiz;

"Ne kadar yürüyeceğiz, çocuklar yürüyebilir mi ki ?"
"Aman çocuğum ayağını çamura basma başka yedeğimiz yok"
"Şu yokuşun başında omzuma alacağım seni"
"Aman dikkat et o kütük üzerinde ayağa kalkma, kayıp düşersin"

Olumsuz öğelerle şartlanma, çocuklarımızın kendini keşfini ve yeni yaşayacağı deneyimlere karşı direncini azaltır. Ancak bunun tersi, teşvik edici davranış şekilleri onları daha çok cesaretlendirirken, sınırlarının ötesine geçmelerini ve hayata karşı mukavemetlerini güçlendirir. Bunun örneklerini kamplarda defalarca gözlemliyoruz. Örneğin, ilk kez kampa geldiğinde yürümeyi bile beceremeyen sürekli tökezleyen çocuklar, bir iki deneyimden sonra en iyi yürüyüşçüler olup rotaları rahatça katediyor ve geçirdiği zamandan zevk almaya başlıyor. Ormanda bulduğumuz bir kütük üzerinde dakikalarca denge oyunları oynayabiliyorlar.

Farkındalıklarımızı geliştirerek çocuklarımızı daha iyi gözlemlediğimiz, daha çok eğlenmelerini sağladığımız nice kamplarda görüşmek dileğiyle,

Volkan Üstün.

Yorum Ekle