4-5 Temmuz 2020 Düzce Kocayayla Aile ve Çocuk Kampı Güncesi

Şükürler olsun ki tekrar düşüyoruz yollara, kavuşacağız dostlarımıza ve bizi oralarda sükunetle bekleyen güzelim doğaya…Pırıl pırıl bir günün sabahında yine birer ikişer buluşma noktasına ulaşıyor araçlar… Herkesin yüzünden, gözünden, hareketlerinden ne kadar heyecanlı oldukları ve içinden geçmiş olduğumuz dönemden aşırı sıkıldığı okunuyor. Henüz hala yaylaya ulaşmamış olsak da orada olmak, birlikte karşılıklı kanlı canlı sohbet edebilmek bile herkese iyi geliyor.

İlk kez elimizde olmayan sebeplerden dolayı tarih açısından Kocayayla için bu kadar gecikiyoruz. Mevsim iyiden iyiye yaz ve güneş tüm cömertliği ile bizi selamlıyor. Çadırlarımızı sosyal mesafeyi göz önünde bulundurarak kurmaya koyuluyoruz. Kimse gözlerini doğadan alamıyor, son derece dingin ve mistik bir havası var bu yaylanın…İnsanın ruhuna dokunuyor. 

Küçük bir keşif yapıyorum orman içlerine doğru ve akşam odun sıkıntımız olmayacak gibi gözüküyor, geçen sene yapılan seyreltmeden kalan ve ayrıca kardan düşmüş ağaç ve dallarla dolu orman içi…Çadırını kuran önüne tentesini gerip bırakıveriyor kendini çimenlerin üzerine ve sonrasında bir an bakıyorum, herkes sanki birbiri ile anlaşmış gibi ve bir konser dinliyormuşçasına seyre dalıyor bu büyülü yeri... Zaman durmuş gibi. 

Tabi çok geçmeden çocuklar sabırsızlanmaya başlıyor, bu hareket vaktinin geldiğini gösterir ve hemen çantalar hazırlanıyor. Ormanın derinliklerine doğru yola çıkıyoruz. Aylardır süren hareketsizlik hepimizi etkilemiş, arazide yürürken kendini hissettiriyor bu durum ancak çabuk alışıyoruz. Minik liderlerimizi takip ederek bir solukta çıkıveriyoruz Güneyli Yaylasına… 

Bölgeye kamp ve günübirlik amaçlı gelen başka gruplar da var ama yine de en kalabalık topluluk biziz. 

Güneyli Yaylasında mataralarımıza buz gibi yayla suyunu doldurduktan sonra ormana dalıyor ve hiç bilmediğimiz patikalara doğru ilerliyoruz. Buralarda kaybolmayı, taşlaşmış mantarları, kuşların huzur dolu ötüşlerini dinlemeyi, ulu ağaçların tepelerine bakarak hayret içinde kalmayı, kısacası doğada olmayı o kadar özlemişiz ki…Parkuru bu düşünceler içerisinde güle oynaya bitiriyoruz, çadırlar uzakta gözüktü bile… 

Akşam küçük bir gitar dinletisi sürprizi var, ateş başında bu mini konser de hepimize çok iyi geliyor. Kamplarımızda ebeveynlerin yeteneklerinin öne çıkması, birbiri ile kısa sürede kaynaşan bir aile olabilmemiz adına çok olumlu. 

Şansımıza tepede dolunay ve yaylada ay ışığında yürümek ayrı bir keyif…Çocuklar lambaları taktılar bile.

Mevsimden dolayı her ne kadar gece 7-8 dereceyi görsek bile sabah ışıyan güneş hemen ilikleri ısıtıyor. Bu irtifaya göre çok çok güzel bir gece geçti, hava şahaneydi. Sabah kahvaltısını uzun tutuyor ve sürünün gelişine kadar oyalanıyoruz, artık 60-70 kadar inekten oluşan bir sürü ile birlikte kahvaltımızı ediyoruz, herkes halinden memnun J Sonra tekrar ikinci gün yürüyüşümüze hazırlanıp bu sefer Şehirli Yayla’ya doğru yola koyuluyoruz. Bu rotanın dönüşü çok keyifli yamaç ve vadilerden oluşan bir orman patikası…Her defasında farklı bir yerinden çıkıyoruz  

Kocayaylayı çok kolay bırakıp gidemiyor insan ancak yeni maceralar için gün sayabilmek adına bugün buradan ayrılmak zorundayız. Kim bilir belki bu sene sonuna dek tekrar gelme şansımız olur. Birer ikişer toplanarak yayladan ayrılıyoruz. Keyif, huzur ve sağlıkla tekrar görüşebilmeyi umarak… 

Volkan Üstün

 

Yorum Ekle