Kimi yollara çıkarken insan hazır olduğunu, yolculuk boyunca neler yaşayacağını bildiğini zanneder. Ama yol, yolculuk, insanlar, hayat, doğa hikayeyi başkalaştırır. Ve yolculuk sona erdiğinde insan kendisini başkalaşmış, dönüşmüş bulur. Bizim Kars gezimiz böyle bir yolculuktu.

Kampa Gidelim mi Baba’nın yaz çadır kamplarına katılıp çok keyif almış olduğumuz için kış için hem de tren yolculuğu yapabileceğimiz bir Kars gezisi yayınladıklarını görünce hiç düşünmeden kaydımızı yaptırdık. Ne Kars’ın, ne de Doğu Ekspresi’nin Türkiye’nin en talep edilen seyahat haritası içine girdiğinden haberimiz yoktu. Amacımız Kaan’a ilk uzun tren yolculuğunu yaşatırken, kendimize de gençlik yıllarımıza ufak bir dönüş olacak bir tren yolculuğu yaşatmaktı. Kars’ı hep merak etmiştik, ayrıca sadece Kars’ı ve çevresini görmekten öte Boğatepe Köyü’nü görüp, orada kalıp, zaman geçirecek olmak ise çok büyük bir şanstı.

Kars soğuk olacaktı, kışı yaşayamadığımız bir İstanbul’dan bütün giyeceklerimizi toparlayıp yola çıkmaya hazırlandık. Trende çok yiyecek olmayacaktı, yiyeceklerimizi de yanımıza aldık. Ve üç aşağı beş yukarı ne yaşayacağımızı bildiğimizi düşündüğümüz yola çıktık.

Asıl hikayemiz Ankara Garı’nda başladı. Kararmış, puslu bir Pazar akşamüstünde yüzünde güller açmış Ayça bizi karşıladı, otobüslere binmemize yardımcı oldu ve trende kompartımanlarımızı gösterdi. Çocuklarla uzun yolculuklar yapmanın en önemli yanının başka çocuklar ile zaman geçirecek ortamlar sağlamak olduğunu bu yolculukta anladık. Neredeyse 29 saat süren tren yolculuğumuzda çocuklar bizden daha fazla eğlendiler ve trenin her köşesini deneyimlediler. Ankara – Kars arası yolculuk sanki bambaşka bir coğrafyada yolculuk yapıyormuş gibiydi. Bildiğimiz kışın gelmemiş olmamasından dolayı kar ancak Erzincan’dan sonra kendini tam anlamı ile göstermeye başladı. Uçsuz bucaksız bozkırları örten bembeyaz kar, aralardan akan dereler, tren raylarının çıkardığı sesler ve çocuk cıvıltıları insanın ruhunu farklı bir noktaya doğru yolculuğa çıkarmaya yetmişti.

Kategori Gittik

İlk kez uzun bir tren yolculuğu bizi bekliyor...bavulları yaparken acaba nasıl bir macera bizi olucak diye bir alıp bir koyuyorum eşyaları... Biliyoruz ki Rengim için müthiş bir deneyim olacak o kesin. Onu Ülkenin farklı yerinde biriktireceği anlarla yoğuracağı ve gelişimine katkısı sonsuz olan bu maceraya beraberce katılmak çok keyifli olacakdı.

Ve trendeyiz. Rengim trende çocuklarla oyunlara katıldı bizse ağır ağır ilerleyen manzaranın doyumolmaz tadına bıraktık kendimizi...

Kategori Gittik
Pazartesi, 15 Ocak 2018 01:58

Şişme yatak iyi bir kamp Malzemesimidir?

Kamp yapmayı deneyimlecek her insanın herhalde ilk aklına düşen sorulardan biridir. Yer sert matın üstünde altımız yumuşak olmadan nasıl uyuyacağım. Birçok açıdan haklı bir soru bu. Çünkü bir çok kişi gerçekten sert zeminde yatmaya alışık değil.

Hemen bunun çözümlerini aramaya başlıyoruz haliyle. Kamp malzemesi satıcıları da herhalde bu soruyla bolca karşılaştığından, son zamalarda şişme yatak çeşitleri arttı da arttı.

Gelin isterseniz artısı eksisi ile bu malzemeyi değerlendirelim.

Kategori Blog

“Hoşgeldiniz Nasılsınız ? Buraya çocuklarınızla geldiğinize göre iyisiniz zaten” dedi yayladaki dede...

En güzel zamanıdır yaylalardaki kampların sonbahar. Yağmuru renkleri kokusu çamuru kışa  yaklaşırken ruhu son bir dem tazeler. Ekim ayının sonuna doğru havalar güzel giderken yine bir haftasonu Taraklı Karagöl yaylasına döndü rotamız. Güneşli bir sabah buluşma yerine vardık. Köyün camisinin karşısındaki otobüs durağında armut, elma, ayva toplarken birbirimizi bulduk ve yola koyulduk.

Hava durumu Cumartesi için yağmur veriyordu lakin bu yağmurun uzun süreli sağanak seçeneğini belirtmeyi atlamıştı site. Yaylaya vardığımızda yağmurdan hemen önce kampı kurduk, karınları doyurup atıştırmalıkları ve yağmurlukları çantaya atıp ormanın içine doğru yürüyüşe başladık. Yürüyüşle beraber yağmur da bize eşlik etmeye başladı. Ormanın içine girince ağaçlar şemsiye görevi gördüğünden şiddetini ancak açık alana çıktığımızda fark ettik. Güçlü bir sağanak başlamıştı.

Orman içinde toprağı koklayarak ve hatta tadına bakarak yürürken birden yayla evlerinden birinin önünde 8 metrekare bir alana sığışıp yağmurun dinmesini beklemeye başladık ama dinmek yerine usulca şiddetlenmeye başladı. Evlerden birinde daha önceden Alpay’ın yaşadığını bildiği bir dedenin hala orada olduğundan emin olduğumuz sırada kendisi bunca kalabalığı çoluk çocuk içeri davet etti.

“Hoşgeldiniz Nasılsınız ? Buraya çocuklarınızla geldiğinize göre iyisiniz zaten” dedi. 87 yaşında ve 91 yaşındaki eşiyle birlikte bir göz odada kalıyorlar. Bir yastıkta kocamak gördük o gün; gerçeten tek bir yastık, bir yatak, yanında küçük mutfak masası ve diğer yanda soba. Yol boyu içimden ve dışımdan “ bir soba olaydı şimdi yanına sığınaydık” diye söylendim aslında zaten dede o vakit diyordu ki “ herşey var, bol bol var, isteriz biz olur” İstedim de mi oldu yoksa olana şükran mı doldum bilemedim.

Çok konuşuyordu dede, ninenin kulakları da ağır işitiyordu zaten, böylece bulmuşlardı denge belki de. Çok konuşuyordu ama konuştuğu her cümle yaşam dersi gibi içimize işliyordu.
“20 milyonluk ekmek aldım eşim çok sever hava da kötü olunca bol bol aldım bol bol var, yoğurt da var bol bol yiyin zaten yeni çaldık yogurdu yarına yine olur bol bol var” diye ekledi. Ekmekler kesildi, sobanın üzerine yerleşti, tabaklara yoğurtlar konuldu. Kimimiz ekmeği doğradık içine tuzu da serptik, kimimiz üzerine yağ sürer gibi sürdük. Bir ara Can (9 yaş) yanımda tabağın dibini sıyırırken “ hayatımda yediğim en güzel yoğurt” diye kendi kendine konuşuyordu. Kıyafetler kuruyordu bu sırada . Camdaki yağmur damlaları hareketi kesince dindiğini fark ettik artık. Süpürgeyi takıp ortalığı temizleyip teşekkürlerimizi sunup geri dönüşe geçtik.

Dalında kurumuş erikleri, taze erikleri tada tada kamp yerine vardık. Rüzgar çok güçlüydü, akşam yemekleri hazırlanırken ateşi de yaktık. Çocuklar buldukları odunları ateşe getirdiler, baltayla odunlarını kestiler. Kimi için ilk kamptı kimi tecrübeli. Biraz ateş başı sonrası herkes çadırlarına çekildi. Soğuk bir sabaha uyanırken bulutlar dağılmış yağmur dinmiş gökyüzü ve güneş tüm renkleriyle bizi aydınlatmaya başladığında ateşi canlandırıp ortak kahvaltı masalarına kurulduk.

Hepimiz aynı şeyi konuşuyorduk:

Bol bol var diyerek buraya çocuklarımızla geldiysek iyiyiz çok şükür diye tekrar edip duruyorduk.

Ayça Oğuş

14.10.2017

 

 

 

 

 

Kategori Gittik
Cumartesi, 22 Temmuz 2017 20:34

22-23 Temmuz Delmece Yaylası Çocuk Kampı

Saat sabahın 09:00'u ancak şehir merkezinde sıcaklık 26 derece ve rahatsız edici bir hava var...Belli ki gün içerisinde 35'leri görecek. Ama bizim keyfimiz yerinde çünkü yine yayla yollarındayız. Ekip her zamanki gibi dakik şekilde buluşma yerinde, son eksiklerimizi tamamlıyor ve planladığımız zamanda konvoy halinde yola koyuluyoruz. 

Delmece Yaylası ormaniçi yolu, virajlı asfalt bir yol. Keyifle tırmanırken sıcaklık yavaş yavaş düşüyor. Yaylanın hemen girişindeki taş ocağı şantiyesi canımızı sıksa da varış noktasına ulaşmanın huzuruyla daha önceden kamp yaptığımız bölgeleri kontrol ediyoruz. Rüzgar kuvvetli ancak güneş tepede ve tüm yakıcılığı ile yükseliyor. Kendimizi hemen yaylanın sonlarına doğru çeşmeye yakın bir bölgeye ağaçların altına atıyoruz. Çadırlar ve arkadaşlıklar kuruluyor ve ardından birşeyler atıştırıyoruz.

Sırt çantalarımız ve ufak tefek malzememizle yürüyüşe hazırız. Çocuklar her zamanki gibi koşturarak ön saflarda yerlerini alıyorlar, tıngır mıngır yıkık köprüye doğru yürüyoruz, sonraki hedef şifalı su...Su kaynağı bulunduğumuz bölgeden yaklaşık 1-1,5km uzaklıkta ve ağaçlar içinde ilerlediğimiz iki üç iniş çıkıştan oluşan toprak bir yol. Suya vardıktan sonra ünzevi ağaçların altına yatıyoruz, çocukların keyfi hala zirvede. Ağaca tırmananlar, yapraklarla oynayanlar veya yere yatarak uyuma numarası yapanlar :)

Dönüş yolunda biraz da akşam için odun hazırlığı yapıyoruz. Ekip halinde ormana giriliyor ve gecelik odun toplanıyor. Ateşimiz yanmaya hazır akşam yemeklerini hazırlama telaşı başlıyor. Bu sırada çevremiz irili ufaklı çadırlarla doluyor. Belli ki aşağıda bunalanlar deniz yerine yaylayı tercih etmişler. Kısa sürede onlarla da kaynaşıyoruz. Çocuklar yavaş yavaş uykuya çekilmeden evvel gökyüzü cisimlerini inceliyoruz birlikte, sonrasında da ertesi gün planları yapılıyor. Bir kısım arkadaş sabah vakitlice ayrılacağını belirtince kalanlarla ertesi gün planlanıyor ve gece yarısı herkes çadırına çekiliyor. Çocuklar çoktan mışıl mışıl uyuyorlar.

Ertesi sabah obamız inek sürüsü istilasına uğruyor ve çan sesleri ve bağırışmalar içerisinde uyanıyoruz. Sürüyü bizim bulunduğumuz bölgeden geçiren bir çobanın homurtuları ve hayvanları kontrol etme çabasının yanında bizim çocukların şaşkın bakışları birbirini izliyor. Neyseki vukuatsız toparlanıp yollarına devam ediyorlar. 

Güzel bir kahvaltının ardından kararlaştırdığımız gibi yayladan ayrılarak araçlarla Çifte Şelale'nin yolunu tutuyoruz. Birkaç arkadaş şelalelerin görülmeye değer olduğunu söylüyor ancak pazar olması dolayısıyla oldukça kalabalık. Yine de biz keyfini çıkarıyor ve hatta birkaçımız suya bile giriyor. Sonrasında buz gibi dere içerisinde gözleme yiyerek çaylarımızı yudumluyoruz. 

Birbirimizle tekrar görüşmek dilekleri içerisinde araçlarımıza binerek evimizin yolunu tutuyoruz. Kampa katılarak kendilerinden birşeyler paylaşan tüm katılımcılara teşekkürler.

En yakın zamanda yeni bir kampta görüşmek dileğiyle,

Sevgiler,

Volkan Üstün

Kategori Gittik

Harika bir kampın 2.günündeydik.Bu defa 2.gün uzun yürüyüşüne katılmayalım dedik. Rüzgar’a sorduk yürüyüşe çıkalım mı diye. Hayır dedi. Bizde kahvaltıdan sonra toparlanıp gitme planları yaparken Alpay Rüzgar’a ne söylediyse artık, Rüzgar koşarak yanımıza geldi ve ‘Anne anne benim montum nerde, ben yürüyüşe çıkıyorum hadi sizde gelin dedi ve ardından bizde yürüyüşte sıramızı tuttukJYürüyüş dönüşü ben kamp yerine daha çabuk varmıştım.Orkun ile Rüzgar yürüyüşte biraz arkalarda kalmışlardı. Herkes çadırını ve malzemelerini toplayıp dönüş yoluna çıkmaya başlamıştı. Ben çadırı toplamakta maalesef biraz aheste davrandım.

Kategori Gittik

Son iki yıldır düzenli olarak doğada kamp yapmanın çadırda yatmanın nasıl olacağını düşünüp duruyorum. Araştırıyorum, evdeki ahaliyi yokluyorum. Nelerden vazgeçemeyiz?  Sınırımız nedir? Yaşamadan bilemeyiz deyip 9 yaşındaki oğlum ve ben yola çıktık. Çok hazırız biz bu kampa! Tüm hayal gücüm, oyunlarım, masallarım cebimde kamptaki çocuklarla eğleneceğiz, ben çok hazırım. Aylar öncesinden hazırım hatta.

Kategori Gittik

Şimdi hatırladığımızda o kadar etkili gelmiyor ama 2. Kamp tam bir fırtına ile başladı. Önceleri sadece bir yağmur geçip gidecek diye hazırlandık. Haziran ayı böyle işler her yıl yapıyor. 10 dk lık bir yağış bizim kaçacağımız bir yağış değil tabii. Çıktık koştuk eğlendik.

Kategori Gittik

Her yıl gitmezsem kendimi eksik hissetiğim koylerden kırıntı zamanı yine. Buluşma sonrası eksikler ve doğruca yaylaya kamp alanımıza. Hava yükseldikçe soğuyor ve güneş yüzümüze yüzümüze bizi ısıtıyor. Bu güneş indiğinde hava soğuyacak demek.

Kategori Gittik

Bu senenin en güzel tarihlerinden. Çocuk bayramına rastlayan Çocuk Kampı. Bundan daha iyisi olabilirmi. Zaten akktılımcılarda bunu kanıtladı. Çok kalabalık bir katılımcı sayısı ile yaylaya tırmandık. Hava yağışlı olacak diye katılımı iptal eden kampcılar yok. Hava bulutlu ama yağış baskısı yok.

Kategori Gittik